O gün yine işe gitti. Giderken oranın
ıssız olduğunu fark etti. Durdu ve baktı . Yer kan doluydu . Bir yerden kan damlama sesi geliyordu. Kanın üzerinde bir not vardı. 308 . Sadece bu. Ama kan ile yazılmıştı. Hiç kan damlası yoktu. Sanki bir kalemle yazılmış gibi. Boş verdi ve kağıdı aldı. Yine yoluna devam etti. Kan yazısı kaybolmuştu. Kimseye bahsetmedi. Sonraki gün kana elini bulaştırdığı eli çok acıdı. Sanki bıçak elini kesmiş ve iz bırakmıştı. Yine oradan geçerken zaman sanki ileriye alınmıştı. O gün Paris'e toplantı için gidecekti. Bir otelde kalacaktı . Kendini orada buldu. Birisi kulağına sanki 308 diye fısıldadı. Hemen personelden 308. numaralı odanın anahtarını istedi. Personel ona 308. odada kendisinin oturduğunu söyledi. Ama o 425. Odada oturuyordu. Hemen o odaya gitti . İçeri girdiği zaman kan damlama sesi ile uykuya daldı. O zamana gitmişti notu bulduğu zamana. Ama daha farklıydı . Kendi bedenini görüyordu. Yürüdü ve o an ölümünü gördü. Yine kan damlama sesleri. Sanki o anı tekrar yaşadı. Sabah o odada bir ceset bulundu. Onun cesedi. 308. Odada...