Bir zamanlar ;karısını kaybetmiş ve bir tane kızıyla kalmış, babadan oğula geçme bir sistemle zorla padişah olan bir adam varmış. Karısını o kadar çok seviyormuş ki ölümünden sonra başka bir kadınla evlenmemiş cariye istememiş. Tüm hayatını kızına adamış. Ne zaman ki kızı büyümüş 20 yaşına gelmiş işler karışmaya başlamış. Kızının evlilik yaşının geçtiği, artık evlenmesi gerektiği bütün halkın dilindeymiş. Ama ne vardır ki padişah kızının evlenmesini istemiyormuş. Kızı da karşısına 'evlenme yaşım gelmedi mi babacığım' sorusuyla gelince düşünmeye başlamış. Kızını evlendirmek için vezirine sınav hazırlatmış. Ve ülkenin genelinde bekar olan erkekleri sınava davet etmişler. Ülkedeki tüm bekar gençler sınava girmiş fakat geçememiş. Hatta ülke dışında olan gençler de gelip imtihan olmuş ama sonuç hep nafileymiş. Halkın ağzı durur mu ; bu seferde kızını vermemek için zor sınav yapıyor diye laf çıkarmışlar. Padişah bunları duyunca merak etmiş. Vezirinin yanına gitmiş :
' ey vezir sen bu soruları nereden düşündün de bu gençlerin hiçbiri bilemedi' demiş. Bunun üzerine vezir :
' padişahım siz kızınızı gözünüzden sakınıyorsunuz. Evlendirmeye de gönlünüz olmadı. Bende sizin isteklerinizi yerine getirmek için varım. Sınavı zor yaptım ki kimse bilemesin. Kızınız evlenemesin. Sizde üzülmeyin diye' demiş. Padişah bunun üzerine üzülse mi gülse mi bilememiş. Uzun bir münakaşadan sonra kızını vezir ile evlendirmiş.