Bu kitabı az önce bitirdim fakat çok üzücü sonu kotu bitiyor ve bu gerçek bir hikaye şimdi ondan bahsedeceğim. Bu arada herkese Bu kitabı almasını öneririm. (Tarih 1943-1955)
/_/_/_/_/_/Her şeye rağmen umudunu yitirmeyen Sadako'nun gerçek yasam öyküsü/_/_/_/_/
Sadako 10 yaşında uzun boylu ve çok hızlı koşan bir kız. Japonyada yaşıyor. O zamanlar yani 2. Dünya Savaşı var o da bu zamanlar bebekmiş. Amerika savaşı bitirmek için Japonyaya iki atom bombası atıyor ve bu bombalardan bir çok insan ya o zaman ölüyor ya da o zamandan yıllar sonra kanser veya lösemi olup ölüyor. Sadako da bunlardan biri. Bundan 10 yıl geçiyor. Sadako Okulun atletizm kulübünde yer almal istiyor. (Başlarda yaşadığı pek bir şey yok o yüzden atlayacağım) Sadako atletizm klubune katılmak için sık sık koşu antrenmanı yapıyor ve bu sıralarda bir koşu yarışması var, Sadako bu yarışmaya katılıp kazanınca kulübe onu alacaklarını düşünüyor. Bir gün yine koşarken bir anda başı dönüyor fakat o bunu önemsemiyor. İlerleyen zamanda bu baş dönmeler çok artıyor ve Sadako o yarışmayla bir anda çok başı dönüyor ve yere düşüyor. Öğretmenleri ona yardım etmek istiyor ve babasını çağırıyor. Sadako hastaneye yatırılıyor. Annesi babası ve doktor konuşurken annesinin sesini duyuyor
Ne lösemi mi?! Fakat bu imkansız.
Sadako çok korkmuştu. Kulaklarını kapadı. Daha fazla duymak istemiyordu. Ardından içeri kardeşler, ağabeyi, annesi ve babası girdi. Sasako
Bu doğrumu? Ben lösemi hastası miyim?
Babası
Bak, yalnızca doktorlar bazı testler yapacak ve bu sürede burada kalman gerekiyor. Bu bir kaç hafta sürecek.
Fakat işler öyle olmadı. Sadako git gide kötüleşti. Sadakoyu ziyarete gelen en iyi arkadaşı Sadako ya
Bin adet kağıttan turna kuşu katlayıp yaparsan tanrılar bunu duyar ve dileğini gerçekleştirir. O zamanlar insanlar böyle şeyler inanıyordu. Sadako turna kuşlarını yapmaya başladı. O yaptıkça ağabeyi hastane odasının tavanına asıyordu. Sadako hastanede Kenji adlı bir çocukla tanıştı . Kenji kısa boylu ufak görünümlü fakat 9 yaşında olan bir çocuktu. Annesi ve babası ölmüştü. Pek ziyaretçisi olmazdı. Ona sağlıklıyken halası bakıyordu. Fakat çok yaşlı olduğu haftada bir kez ziyarete gelebiliyordu. Sadako
Bu çok üzücü
dedi. Kenji ise
Önemi yok, sonuçta öleceğim.
dedi. Onunla arada bir tekerlekli sandalye ile çıktıkları veranda da tanışmıstılar. Bir gün Kenji gelmedi. Ve ondan sonraki gün, ve sonraki...
Sadako Kenji nin odasından çıkarılan sedyeyi gördü, hemşiresi ona Kenji öldü, dedi. Sadako ağlamaya başladı.
Sadako iyileşmeye başlamıştı. Artık daha zindeydi. Doktor eve gidebileceğini söyledi. Sadako çok sevindi ve eve gitti. Bir kaç gün sonra fenalaşmaya başladı. Acı çekıyordu ve ağrıları vardı. Hastaneye dönmek zorunda kaldı. Durumu kötüleşiyordu. Annesi yanına gelince hep ağlıyordu. Artık 643 adet turna kuşu vardı. Bir adet daha yaptı ve 644 oldu. Bu da yaptığı son turna kuşu oldu. Artık ellerini hareket ettiremiyordu. Çok hastaydı. Lösemi hastalığı onu tüketiyordu. Ve son geldi
Sadako Sasaki, 25 Ekim 1955 tarihinde hayata gözlerini yumdu. 1000 adet turnasıyla beraber gömülmesi için, kalan son 356 turna da sınıf arkadaşları tarafından katlanıldı. Cenazenin ardından ilkokul arkadaşları Sadako'nun günlüğünü derleyip, kitap olarak bastırdılar. Kitap, Japonya'nın her yerine yollandı ve çok geçmeden Sadako ve Kağıttan bin turna kuşu hikayesini duymayan kalmadı.