üniversiteden gelmiş, ve annemle babamın yaşadığı köye doğru yola düşmüştüm.
aradan geçen 30 dakika içerisinde nihayet ailemle görüşüp hasret giderdim,
birde amcamların evine gideyim diyerek evden öğlen saatlerine doğru ayrıldım, ve inişli çıkışlı, patika bir yoldan devam ederek gidiyordum amcamların evine
amcamların evide, köy merkezine göre, oldukça yüksek rakımlı, ve sapa bir yerdeydi, yol üstünde bulunan, ve genellikle köy erkeklerinin takıldığı kahvehaneye girdim, tanıdıklarla selamlaşıp dertleştim, oyun oynayanlar, çay kahve içenler, sade muhabbet edenler derken, vaktin farkına varmamışım ve akşam saatleri olduğunu fark ettiğim anda masadan uçarcasına kalktım.
hemen evin yolunu tuttum, çünki vakti kaçırmıştım, ve amcamlara bu saatten sonra gidemezdim.
adımlarımı hızlandırdım, ve eve doğru yürümeye başladım.
yürürken, sağ ve sol taraflarımda, ağaçlık patikalık alanlar sıralanıyordu, ve hava karardıkça tedirginliğim artıyordu
zira, buralar ormanlık olduğu, ve gür ağaçlardan oluştuğu için, hava tam karardığında neredeyse hiç birşey görünmez olurdu.
yürüdüğüm esnada, sağ tarafımdaki ormanlık alandan ÇAT diye bir ses duydum
hayvandır diyerek devam ettim yoluma hafifce, ama yürüdükçe, ses sürekli sağ tarafımdan gelip duruyordu
sürekli yürüdüğüm için, o sesin arkamda kalması gerekiyordu, bu durumda, ya biri beni takip ediyordu, yada bu ses herneyse ormanın tamamından duyulabiliyordu
hafif alaca karanlığı olan gökyüzü, yürüdüğüm esnada, her nasıl olduysa direk karardı, gözlerime birşey mi oldu diye düşünmeye başladım önce, elime telefonumu aldım, ve gözlerimde bir problem olmadığını fark ettim.
önüme ışık tuta tuta yürümeye başladım aynı şekilde, ve yürürken sesler halen geliyordu sağ tarafımdan, derken önümde koca gövdeli bir ağaç belirince duraksadım önce
böyle birşey imkansızdı, çünki yürüdüğüm yolda, sadece sağ ve sol taraflarda ağaç oluyordu, uzun boylu, ve koca gövdeli olan bu ağaca bakarken, bu sefer solumdan bir çatırtı duydum, korkumdan sıçradım yerimde.
hemen ışık tuttum o tarafa doğru, hiç birşey gözükmüyordu, ve bu sefer sağ tarafımdan geldi aynı ses, orada tuttum bu sefe oradada hiç birşey yok
kafayı yiyecek igbiydim, ve ağacın gövdesine doğru yürürken, garip birşeyler oldu.
etrafta deprem oluyordu sanki, sallanmaya başladı heryer, ve ayaklarım üzerinde duramayıp düştüm yere, beynimin içinde sanki, bir çınlama sesi yankılanıyordu, belli aralıklarla çın, çın, çın diye ses geliyordu beynimin içinden
bu kaç dakika sürdü bilemiyorum ama, toparlanıp ayağa kalktıkdan sonra, ağacın orada olmadığını görünce hepten şaşırdım, iyide koca ağaç, yürüyemezya diyerek devam ettim yoluma derken
belki 150 metre anca ürümüşümdür, önümde, kapağı olmayan, ve bir oyuk gibi duran, geniş bir kuyu gördüm, bu kuyuyu köyün merkezinden hatırlardım, çünki kuyu merkezde bulunur, ve herkez su ihtiyacını oradan giderirdi.
nasıl olurda kuyu burada olabilirdi, burası merkezden uzaktaydı.
kuyuya doğru birkaç adım attım, içinden, kadın ve erkek çığlıkları, haykırışlar, sanki işkence görüyorda, yapma diyerek yalvarıyormuş gibi insan sesleri, ve sanki bir su birikintisine damlayan su sesi duyuyordum kuyunun içinden.
iyice yaklaştım, ve her ne kadar göremeyeceğimi bilsemde ışık doğrulttum kuyuya doğru
doğrulttuğum esnada, aynı ışığın kuyudan bana yansıdığını görünce afalladım önce, sanki benim telefonumun aynısına sahip bir başkası, kuyunun içinden bana doğru ışık tutuyordu.
derken, arkamdan birşeyin bana dokunduğunu hissettim, tüylerim diken diken oldu o an
arkamı tam dönecek, ve duruma bakınacakken, ayağım kaydı, ve kuyuya doğru düşmeye başladım.
o an aklımdan okadar şey aynı anda geçiyorduki size anlatamam, boşlukta dakikalarca düşmeye devam ettim, düşüşüm esnasında, kulağımın dibinden, haykırış ve çığllık sesleri sürekli geliyor, ve düşüşümün etkisiyle hızlıca yukarıya doğru kayıyordu sesler
hiç birşey göremiyordum, ama düşme esnasında etrafta, elimde olan telefonun ışığıyla az da olsa görebildiğim, kırmızılıklardı, sanki birilerinin kanlarıyla sıvanmıştı bu kuyu duvarları.
sert bir şekilde suya düştüm, ve telefon suya girdiğinden artık çalışmaz haldeydi, ve ışığımda yoktu
düştüğüm su, birazcık katı bir suydu, normal bir su böyle olmamalıydı, ve hafif demir kokusu geliyordu sanki sudan.
çırpınıp bağırmaya başladım, birkaç dakika geçti aradan
ne olduysa bir ışık uzmesi belirdi suyun olduğu yerin ve benim hafif sağımdan, ışık bana doğru yaklaşıyordu,
meğerse, mağara gibi bir yere düşmüşüm, ve o ışığın geldiği yerde kocaman bir alan varmış.
gelenin suretini görmeye çalıştım ama ne mümkün, görebildiğim tek şey siyahlık, ve puslu bir yüzdü, derken ışık aniden hızlıca titreşti, ve düşünemediğim bir hızda bana doğru ilerledi.
bağırmaya fırsatım kalmadan, içimde bir gariplik hissetmeye başladım, o an bayılmışım, ve uyandığımda, karanlık bir yerdeydim, garip hışırtılar, ve sesler geliyordu heryerden, birileri kendi aralarında fısıldıyor gibiydi.
ayaklandım korkarak, ve az da olsa ıığın olduğu yere doğru hareketlenmeye başladım, yürüdükçe sanki yerden ayağıma birşey dolanıyormuşta, hızım yavaşlıyormuş gibi oldu.
ve sonunda tamamen durdum, hareket edmiyordum.
ışığın sızdığı aralıktan, iki uzun boylu karanlık suret ortalarına, kendilerinden daha küçük boylu birşeyi almış, ve bana doğru yaklaşıyorlardı, boyları uzun olan bu suretler, neredeyse bir sopa kadar inceydi, yerimden hareket edemiyordum, ve ne yapacağım diye düşünüp duruyordum.
artık korku iyice içime sinmeye başlamıştı, iki suret bana yaklaştıklarında, ve ortalarına aldıkları şeyi yere, benim görebileceğim bir şekilde bırakınca, bayılacak gibi oldum, zira yerde yatan bendim
benim kanlar içinde kalmış, ve parçalanmış yüzümdü, çığlıklar attım, yardım istiyordum, sesim kısılana kadar bağırdım, ama hiç birşey olmuyordu.
en sonundada ağlamaya başladım, bu olay yaşanırken, kafama arkadan öyle sert bir şekilde birşey çarptı ki, hiç birşey hatırlamıyorum sonrasında, hatırladığım an o
ve sonrasında, kendimi, güneşli bir günde, ormanlık alanın, ağaçların araısnda yatarken buldum.
hemen ayaklandım, ve etrafa bakındım, herşey olması gerektiği gibiydi, ve hemen evimin yolunu tutup, durumu ailemle paylaştım korkarak.
bir dahada geceleri tek başına yola çıkmadım tek başına, hemde hiç bir zaman
ailemin anlatdıklarınıda başka bir hikayede sizlerle paylaşırım...