+3 oy
363 gösterim
Gerçek Hikayeler kategorisinde (440 puan) tarafından
KARDA AÇAN ÇİÇEKLER

Sinan Uzun abi benim Sağlık memuru mesai arkadaşım .Benim hikayelerimi okuyunca bana gelip . " Ah Faruk ah gözlerim kıt görüyor .Onun için yazamıyorum .Yazabilsem tarih yazarım " deyince bende " sen anlat ben editörlüğünü yaparım abi " dedim .

Biz gülüştük karşılıklı tabi . O anlatınca başından geçenleri buraya yazmak istedim . Onun haberi yok yazdığımdan buraya atınca sürpriz olacak . Kızacağını hiç zannetmiyorum . Sinirini tereyağdan kıl çeker gibi almış Yaradan . 

Sinan abi başladı şu sıcak havalarda içinizi buz gibi tir tir titretecek hikayesini anlatmaya , ben de ağzım açık açık dinledim ;

İlk atamam olan Erzurumun Aşkale ilçesinde 1988 senesinde kış aylarıydı .Sağlık memuru olarak sağlık ocağında görevliydik . Erzurumun dondurucu soğuğunu bilirsiniz . Biz o soğukta dağ köylerine sağlık hizmeti götürüyorduk .

Çad ilçesinin dağ köyleri de bizim hizmet alanımıza bağlıydı . Bir gün bir dağ köyüne sağlık taraması ve aşı yapmak için ambulansla yola koyulduk . Havada sadece yüzümüzü ısıran kuru soğuk vardı . Ambulansta dört kişi vardık . Şöförüde sağlık memuruydu .Bir ebe bir de hemşire arkadaş vardı .

Köye vardık . Sağlık taramalarını yaparken havadan kar taneleri düşmeye başladı .Hiç endişe etmeden , severek yaptığımız işi sürdürüyorduk .İlerleyen saatlerde yağış tipiye dönmeye başladı .Dağ köyü olduğu için zar zor ilerleyebildiğimiz yol birde kardan kapanır korkusuyla alalacele geri dönmeye karar verdik . Köylüler tecrübeli . Yani yolun kapanacağını bildikleri için yola çıkmayın etmeyin diye uyarsada biz dinlemedik .Dağda yalnız ilerleyeceksiniz bu havada yollarda kimse olmaz demişlerdi . Bekardık çünkü kanımız deli dolu akıyordu o zamanlar . Ertesi günü gidilecek başka dağ köyleride vardı . Elimizde de sağlık malzemesi azalınca dönmeliydik .

Ambulansla zar zor ilerleyebiliyoruz .Kimi yerde patinaj yapıyor kimi yerde kayıp şarampole yuvarlanma tehlikesi yaşıyoruz . Yol kardan kaybolmaya başladı . Yok kenarındaki trafik kazıkları olmasa yolu bulamayacağız .

Dağ köyünden epey uzaklaştık . Aşkaleye olan yolumuzu neredeyse yarıladık . Ağır ağır ilerlerken ambulans kaydı , şarampole doğru hafif yan şekilde kar kütlesine saplanıp kaldık . Güneş battı .Aşırı tipiden göz gözü zaten göremiyor hava da kararınca iyice kör olduk .Ne yapacağımızı şaşırdık .O zamanlar ne cep telefonu var ne telsiz .

Dağ başında öylece yapayalnız kalakaldık . O zamanlar da şimdiki gibi paletli ambulansta yoktu . İçimize o zehir gibi gelen müthiş korku vücudumuzu kaskatı etmiş şok geçirmiş durumundaydık .

Yer gök karanlıkta bembeyaz ... Dışarıda aşırı tipiden göz gözü görmüyor ... Soğuktan akan gözyaşı , buz haline gelip yüzünde yapışıyor... Ellerimiz donup çatlayınca kanama oluyor...

Ambulanstan sadece ben indim .Bayan arkadaşlar her nedense inmedi .Şok geçiriyor olmalıydılar . Ölüm kalım mücadelesi veriyoruz aslında . Şöför arkadaşta direksiyonun başında gaz verirken ben arkadan ittirmeye çalışıyordum . Ama ambulans patinaj yapıyor milim dahi hareket etmiyordu . Ambulans dört çeker .Her tekerleğin önündeki karı temizliyoruz ama aşırı tipi bizimle inat ediyorcasına hemen dolduruveriyordu . Dakikalarca uğraştık , bütün umutlarımız bitti nerdeyse .Donunca ambulansın içine girdik . Arabanın kaloriferinde ısınmaya çalışınca şöför arkadaş çeyrek depo mazotumuz kaldığı o buz gibi haberi söyledi .

Çaresiz kaldık ya da çare bizdik .Kendi aramızda konuşuyor herkez fikrini söylüyordu .

Ben " En yakın köye yürüyelim " dedim . 

Hemşire arkadaş "Ambulansın içinde donuyoruz hem yönümüzü nasıl bulacağız heryer kar ." 

Şöför arkadaş " Elektrik direklerini takip edebiliriz "

Dışarı çıkınca iki adım bile yürüyemedik .Dağlardan kurt uluma sesleri duyduk .Korktuk ve buraya da gelirmi diye endişelendik . Göz kapaklarımızı açmamıza izin vermeyen tipi de yürümemize izin vermiyordu zaten . Tekrar ambulansın içine girdik .Çaresizliğin yerini hüzün almaya başladı .Hepimiz bekardık . Kimisinin hayalleri vardı evlenecekti . Kimisininde sevdiklerine kavuşamamanın acısı vardı . Kimisi annesini hasret dolu gözyaşlarıyla dillendirdi .Hani korkan çocuk olunca annecim der ya onun gibi . Ortamdaki dondurucu havayı her nefeste daha çok hissetemeye başladık . Herkes tir tir titremeye başladı soğuktan . Her soluduğumuz soğuk hava bizi ölümle korkutuyor içimizi alev alev yakıyordu . Ellerimizin parmak uçlarını artık hissetmemeye başlamıştık .

Ambulansın içi iyice soğumaya başladı . Mazot gitmesin diye yakmadığımız kaloriferin vermediği ısıdan camlar buz tutmaya başladı . Nefesimden çıkan buz gibi sis dalgasıyla ben rabbime dua ve niyazlarda bulunarak "Allahım yarın bizi bekleyen hastaların , yetimlerin ,öksüzlerin , gebelerin hatrına bizi buradan kurtar " diye yalvardım gözyaşlarımla . O günkü içten gelen , vücudumun tüm zerreciklerinden gelen iştiyakla yaptığım duayı ömrüm boyunca yaptığımı hiç hatırlamıyorum . Ümidimi de kesmedim . Ebe arkadaş üşüyüp sedyenin üzerinde duran battaniyeye tir tir titreyen vücuduna bürleyince benim aklıma zigana geçitinde kardan yolda kalan arabaların tekerleklerin önüne battaniye koyarak ilerleyebildikleri geldi . Yüce Rabbim yüreğimin derinliklerinden yaptığım dualarımı duydu , donarak ölmenin acısıyla dolu zihnime ilham eyledi herhalde . 

Ben arkadaşlara dönüp o tarihi konuşmayı yaparak " Arkadaşlar biraz önce şöför arkadaş direksiyondayken bende arkadan iki ton ağırlığındaki arabayı tek başıma ittirmeye çalıştım . Olmadığını hepimiz gördük .Erkek kadın dinlemeyeceğiz herkes elini taşın altına koyacak . Ya bizi burada yol açılınca ölümüzü bulacaklar ya da hep birlik olup buradan kurtulacağız . Yarın haberlerde dört sağlıkçı hizmet neferi sağlık taramasından dönerken donarak şehit oldular diye hazin öykümüzü söylediklerinde sadece bir dakika bu ülke yas tutacak . Sonrada unutulup gideceğiz . Ya ailelerimiz , üç gün hıçkıra hıçkıra ağlayacak sonrada hiç tükenmek bilmeyen evlat acısını yüreğine gömecekler .Bu acıyı ailelerimize tattırmak istemiyorsanız burdan kurtulmamız lazım " 

Arkadaşlar konuşmamdan etkilenince arabadan hepimiz indik .Hemşire ile ebe arkadaş battaniyenin karşılıklı iki ucunu ön tekerleklerin önüne koyuyor ben de arkadan ittirmeye çalışıyordum . 10 cm hareket edince yüzümüzdeki sevdiklerimize kavuşamamanın acı hüznü bir anda umuda bıraktı . 20 cm 30 cm derken ambulans ilerlemeye başladı .Zorluklarla yola çıkarmayı başardık .Arabaya hepimiz tekrar bindik . Araba ilelemeye başlayınca kurtulduğumuza sevinip kimi arkadaş " annecim sana geliyorum .bir daha sana bağırmayacağım kızmayacağım " diye ağlamaya başladı .Ben Rabbime şükürler ediyordum .

Zaman zaman hastaneye gelip işi olmayınca ya da beklemeye tahammül edemeyince hastalar oluyor ." siz , verdiğimiz vergilerle maaş alıyorsunuz , eşşek gibi bakacaksınız " diyerek başlayan hakeretler yerini şidedete bırakıyor . Birazcık empati yapmaları lazım . Biliyorum evde bekleyen hastaları vardır . Bakıma muhtaç çocuklar yaşlılar vardır . Kaçırılmaması gereken diziler maçlar vardır . Yetişmesi gereken en son kalkacak olan otobüs vardır . Ama bizde etten kemikten insanız kardeşim . Robot değiliz ki .

diğer anılarım için 

Rontfar.blogspot.com

Yorumunuz

Fotoğraf yükle:

Önizleme:

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Üç artı Dört = kaç eder? Rakamla yazınız
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.

1 yorum

+2 oy
(6,090 puan) tarafından
Gerçekten çok güzel.Film gibi.Zihnim böyle insanları ancak bir efsane olarak kabul edebiliyor.Ne yazık bu toplumun insanlarına.Varolan tüm güzellikleri yok ediyoruz.

7,567 Hikayeler

27,953 Yorum

23,761 Alt Yorum

20,090 kullanıcı

5 Online Users
0 Member 5 Guest
Today Visits : 3558
Yesterday Visits : 5190
Total Visits : 30292251
...