Meleyin ağlamasına dayanamadım.
Ben gülerek: Melek gerçekten inanmış olamassın.
O ara Melikede ağlamak üzereydi ve bu sözümü duyarak çok kızdılar. Ilk ders Fen dersiydi. Hoca sınıftaydı. Hemen hocadan izin istedim.
Ben: Hocam Melek ve Melikeyi alıp dışarıya çıka bilir miyim? Hemen gelices.
Hoca: Tamam ama fazla geç kalmayın. Yoksa sınıfa almam.
Ben: Tamam hocam hemen geliris.
Biz hemen dışarıya hava almaya çıktık. Melek hala ağlıyor.
Ben: Melek ya yapma şaka yaptım. Ağlamasana. Denemek istedim beni ne kadar sevdiğinizi.
Melek: Sana küstüm ben. Öyle şaka olmaz. Hem biz seni sevmediyimizi düşündürecek ne yaptık?
Melike: Ya Selbi böyle şaka olmaz. Nerdeyse kalp krizinden gidecektim.
(Hala Melek ağlıyor, gözü kıp kırmızı oldu ağlamaktan)
Ben: Ya bu kadar tepki verirsiniz zannetmemiştim. Özür dilerim sizi kırdıysam. Amam bir şey farkettim, Melike pek tepki vermedi Melek kadar. Ben gözünün dolduğunu görmedim.
Melek: Yanılıyorsun Melike çok güçlü biri. Ağlamamak için kendini zor tuttu.
Melike: Nerdeyse bende hınçkıra hınçkıra ağlayacaktım.
Ben: Özür dilerim lütfen beni affedin.
Ikisi: Tamam ama bir daha böyle şaka yapmayacan
Ben: Olur ama bu oyun biraz daha devam ede bilirmi. Arkadaslarimin ne kadar gerçek arkadaş olduğunu test edicem.
Ikise: Neyse tamam.
Ben oyunu uzatamadan Melek ve Melikeye ilk ders söylemiştim. Biz sınıfa doğru yürüyorduk. Ve o ara Salih geliyordu. Ona çaktırmamak için üzgün takliti yapıyorduk. Sinifa girdik herkesin gözü bizim üzerimizdeydi. Meleyi zor sakinleştirmiştim ama hala gözü yaşlıydı. Sınıfta belli etmemek için zor kendimizi tutuyorduk. Bazen caktirmadan gülüyorduk bile. Tam o zaman kankam olan Salih yazdı.
Devamı gelsin mi? Esas olaylar şimdi başlıyor.