0 oy
58 gösterim
Gerçek Hikayeler kategorisinde (270 puan) tarafından
https://rontfar.blogspot.com/2019/08/cennet-kokulum-iki-kisi-ya-da-iki-es.html?m=1

CENNET KOKULUM

İki kişi ya da iki eş arasına Allah sevgisi girerse yer gök bir araya gelse o muhabbete kin , öfke girmez . O muhabbetullah olur . Muhabbette Allah sevgisi olmazsa şeytanda girer araya . Başlar en şiddeli olan kavgalar , en felaket olaylar . Ben bunu hastalarımdan daha iyi kavrıyorum .

Geçen nöbetlerimden birinde ağlaya ağlaya bir eliyle diğer elini tutarak orta yaşlarda bir bayan geldi . Hemde polis eşliğinde .Polisin kucağında da 2 yaşlarda bir kız çocuğu vardı . Ben ilk gördüğümde polisin eşi olduğunu tahmin ettim .

Sol elbileği incinmişti anlaşılan filmini çektim . Ben merakla " kaza mı geçirdiniz ? " dedim .

İçli içli ağlaması daha da kuvvetlendi

" Eşim sabaha kadar eve gelmedi . Sabah eve geldiğinde neredesin sen diye öfkeyle sorunca benim elimi sinirinden sertçe büktü bir de tokat attı " dedi akan gözyaşlarını sağlam eliyle silerek .

Sonrada ben polisin eşi değilde koruması ve adli vaka olduğunu anladım . Polisin kucağındaki küçük kız da filmi çekildikten sonra gören annesinin kucağına atılmaya kalkıştı minik kollarını kaldırarak .

Röntgende hayat film şeridi gibi gözümün önünden geçiyordu . Gerçekleri görünce ben şaşkınlıklarımı hayranlıklarımı gizleyemiyordum kendimden . 

Kocasından şiddet gören kadının arkasından sedyede yatan 80 yaşlarda bir dede girdi içeriye . Burnu sedyedeki oksijen tüpünden gelen hortuma bağlıydı . Dedemin körük gibi çalışan ciğerlerinden gelen hırıltı sesi akciğer filmi çekilmesi gerektiğinin habercisiydi . Yanında sedyeyi getiren hizmetli arkadaş , dedenin oğlu ve dedenin kambur eşi ninem vardı .

Ömrüm olursa geleceğime bakar gibi baktım manzaraya .

Dedemin filmini ayakta çekmem gerekiyordu . 

"Dede ! ayağa kalkabilirmisin " dedim gür bir ses tonuyla 

"Kalkarım dedem kalkarım " dedi ciğerinden gelen hırıltı sesiyle

Dedem ağır ağır sedyeden kalkarken nenem elindeki yeni simsiyah boyanmış , topuk kısımları basılmış , kabadayı ayakkabısı misali eski ayakkabıyı dedemin ayak uçlarına koydu . Bende işin gırgırına alarak "Dede ayakkkabını yeni mi boyattın ? " dedim .

Oğluda o gönlüme dokunan , vücudumun tüylerini diken diken eden cevabını verdi

" Anacığım boyamış sabah " dedi .

Çakmak çakmak olmuş gözlerim nineye çevrildi . Ninem utancından kambur haliyle kaldıramadığı başını iyice eğdi .

Dedem yavaş yavaş ayakkabılarını giydi . Akciğer çekilmesi gereken panele yanaştırdım ağır ağır . Sedyeyi getiren arkadaşta samimiyet kurmuş olmalı dedemle 

" Neneme sarılır gibi sarıl panele " dedi .

Dedem de " sarılırın tabi benim cennet kokulum o " dedi sevgi seliyle .

Ben bu manzara karşısında gülsem mi ağlasam mı bilemezken kambur nenem başını kaldırdı dedeme olan sevgisinden alnındaki çizgiler daha da derinleşti 

" Adına kurban olduğum ! Çocuğun dediklerini güzel yapta eyi çıksın filmin " dedi en fedakar , en samimi ses tonuyla . 

Dedemin adı neydi biliyor musunuz ?

Peygamber efendimizin babasının ismi Abdullah 'tı .

Anam babam sana feda olsun dediğimiz gül peygamberimizin babasının ismiydi .

Hayat zıtlıklardan ibaret işte kimisi kocasında dayak yiyerek geliyor .Kimisi de iki eş arasındaki Allah için sevgiyle geliyor .

1 yorum

0 oy
(3.8k puan) tarafından
Keşke sizin şahitlik ettiğiniz olaylara ben de şahitlik edebilseydim.Hayattan güzel dersler çıkarmışsınız.Okurken çok etkilendim.Çok güzel bir hikâye.Gerçi hikâye deyip geçmekten utanıyorum ama neyse.
...