Selim çocukluktan beri doktor olmayı istiyordu. Insanların hayatını kurtarmak, onları hayata döndürmek ne güzel şeydi onun için. Bunu başarmayı hep istiyordu. Ama babası buna başından beri karşıydı. Oğlunun okuyup doktor olmasını istemiyordu. Selim hayallerini gerçekleştirmek adına evini terk etti ve ünlü bir doktor olmak için çok okudu hem çalışdi. Böylece üniversiteyi kazandı. Sonunda Selim şehirde ünlü bir doktor oldu. Bir gün hastaneye ağır yaralı bir adam getirdiler ve onu acil ameliyata almak gerekiyordu. O kadar çok ağır yaralıydı ki, kim olduğu anlaşılamıyordu. Ameliyat sürecinde Selim o hastanın kendi babası olduğunu fark etti. Neyseki ameliyat iyi geçti. Selim babasının canını kurtardı. Babasının oğluna bir can borcu vardı. Babasi canını kurtaranın kendi oğlu Selim olduğunu duyunca çok duygulandı ve yaptıklarına pişman etti. Oğlundan özür diledi ve böylece baba-oğul arasındaki anlaşılmazlık yerine birbirine olan saygı ve sevgi yer aldı.