Bazen mutlu olmaktan korkuyorum. Öyle günler var ki, mesela bu gün kendim bile nasıl öyle mutlu olduğumu anlayamadım. Elbette her mutluluğun bir kaynağı vardır. Burda belirtmek istemesem de, öyle bir mutluluk ki bu, o anları yaşarken sanki hiç bitmeyecekmiş gibi, sanki sonsuza dek mutlu olucakmışım gibi umut aşılıyor bana. Ama her aldığımız nefesi bile geri vermek zorunda kaldığımız gibi, her mutluluğunun sonunda da insan bir üzüntü ile hesap veriyormuş insanoğlu. Yaşım büyüdükçe bunu anlayıp fazla abartmamaya çalışıyorum yada en azından o an için durup şükür ediyorum. Ama hesap hesaptır. Bu gün bambaşka ödedim bu hesabı. Mutlu-mutlu gezerken bi anda yedek oturduğum halısahalara geri çağırldım. Gitsem yine üzülecektim ama ben kalıp üzülmeyi tercih ettim. Gece gezmeye çıktım ki, okulun artık son günleri olduğundan ordaki anılarım ufak-ufak göz önümden geçti. Ne kadar boğazım düğümlensede, insanlarla dolu bir caddede çocuk gibi ağlayamazdım. Gök yüzünü karanlık örtünce rahatlardım eskiden. Ama yine efkar basınca içimdeki ateşler daha da yükseldi ve artık duygularımı saklamak imkansız hale gelmişti. Son zamanlarda savaşmak çok zor. Üstelik bu şeyler için böyle abartı üzülen tek kişinin belki de sadece ben olduğumu sanarken daha da yıkılıyormuş insan...
İyi geceler