(UYARI: Felsefeye yönelik sözler vardır. Sevmeyen okumadan çıkabilir)
25 Mayıs, 2025.
Belki de gelinebilecek en son nokta ve muhtemelen yeniden depresyon işareti veren sıradan (!) bir gün
Okulun son günü. Ben ise yine bi insanı kaybettim hayatımdan. O gün ben anladım ki 2023 Kasım ayı benim hayatımda geçirdiğim en kaliteli aymış. Ama hatırlasam da nafile. Ne yapabilirim ki hatırlayıp hüzünlenmekten başka? Tüm sevdiklerim yanımdaydı o vakitlerde. Şimdi ise teker-teker elimden kaymış, üzülen taraf ise yeniden ben. Ben gerçekten bazen kimseye güvenmemem gerektiğini, kötü davranışlarımı hak eden insanların var olduğunu ne kadar düşünsemde, vicdan azabı yüzünden gerçekten çok zorluk çekiyorum ve onlara kötü davranamıyorum. Evet çok can yakıcı ama ne demişler "Şüphesiz Allah temiz kalpleri bilir". Bu bile yeter bana
İnsanın , hem de erkek adamın günde nasıl 4-5 kere ağlayacağını ben o gün fark ettim. Erkek ağlamaz, erkek güçlüdür diyen insanların hepsinin aslında taş kalpli insanlar olduğunu da fark ettim. Ben o kadar kafayı takmışım ki sevdiklerime, onlar beni sevmese bile, hatta mezuniyet töreninde gözlerinden bir yaş akıtmasalar bile ben onların gideceğini bildiğim için en sonda duygularıma hakim olamadım.
Ve bu günlerde net olarak öğrendim ki çok sevmek sevileceğin anlamına gelmiyormuş. Aksine bu devrin bazı insanları ne kadar kaba, ne kadar kötü olduğunda sevgi göstermeye başlıyormiş. Bunu anlamama rağmen benim bildiğim yoldan, saf ruhum ile devam edeceğimden hiç şüphem yok.
Bu aralar mentalim çok bozuk, bu kadar ayrılık kalbime biraz fazla geldi. İleride pek aktif olmaya bilirim ama böyle dertlerimi bi yerlere yazmaya ihtiyacım olduğu anda buraya gelicem
Okuduğun için sağol <3